Canol Gökel

Icon

Sloganı olmayan blog

Bir takım çalışması nasıl yapılır?

Takım halinde yapılacak bir projenin aşamaları temel olarak şu şekilde sıralanabilir:

– Ne yapılacağına karar verilir (fikir aşaması)
– Nasıl yapılacağına karar verilir (planlama aşaması)
– İş yapılmaya başlanır (uygulama aşaması)
– Sunum için hazırlanılır (test ve belgelendirme aşaması)

Ben burada planlama aşamasından bahsedeceğim çünkü gördüğüm kadarıyla -(ayrım yapmak istemezdim ama bir gerçek) özellikle Türk takımlarda- planlama aşaması be-ce-ri-le-mi-yor.

Planlama aşaması bir projenin en önemli aşaması değildir ancak diğer aşamalar kadar önemlidir ve o olmadan proje yapılamaz. Planlama aşaması iyi bir şekilde yerine getirilmemiş bir proje ya bitirilemez ya da ortaya “dandik” bir proje çıkar, çoğunlukla da bitirilemez.

Bir projeyi planlamak demek; projenin neleri kapsayacağını, kimin ne yapacağını ve neyin ne zamana kadar yapılacağını planlamak demektir. Projenin neleri kapsayacağını belirlemek için gerçekçi hedefler belirlenir yani bu kısım, fikir aşamasında ortaya atılan birçok önerinin elenmesi anlamına gelir. Bu aşamada artık “abi şunu da yapalım, şöyle de olsun, şu da olsun” gibi sözler sarf edilmez, o sözler fikir aşamasında sarf edilir. Kendinizin yapabileceği hedefleri arkadaşlarınıza belirtirsiniz. Ya da yapamayacağı ama güzel olan bir öneriyi yaparsınız, eğer yapacak bir kişi ortaya çıkmazsa önerinizi geri çekersiniz. Öneriyi ortaya atalım da biri yapar mutlaka düşüncesi bir yanılgıdır, öneri ne kadar basit olursa olsun bir yanılgıdır. Ve bu yanılgılar işin büyümesine neden olur, işin diğer kısımlarını da etkileyebilir ve işin tümden yarım kalmasına, tıkanmasına sebebiyet verebilir. Ayrıca planlama aşamasında ortaya sürülmüş ama yerine getirilememiş her türlü fikir, takımda başaramamış olmanın verdiği rahatsızlığı yaratacaktır ve morallerin düşmesine neden olacaktır.

Uygulama aşamasında planlamaya sadık kalınmalıdır. Yeni fikir eklemeleri, o fikrin projeye katkısı çok büyük olmadığı sürece ve o kısmı yapabilecek bir gönüllü ortaya çıkmadığı sürece yapılmamalıdır. “Yaparız ya” kelimeleri geçtiği anda proje çıkmaz sokağa sapmak üzeredir. Bunun yerine “ben yapacağım” kelimeleri duyulmalıdır. Yeni bir fikir eklendiği taktirde yine hemen o fikrin uygulamasının ne zamana kadar bitmesi gerektiği belirlenmelidir.

Projede hemen hemen her zaman bir lider bulunur. Projenin daha ilk günü bir lider seçilmesine gerek yoktur. Zaten daha ilk aşamalarda lider kendini belli edecektir. Bu liderin amacı takım içinde demokrasiyi yürütmek, çalışmaları denetlemek ve proje süresince üzerinde uzlaşılamayan konulara son noktayı koymaktır. Ayrıca lider, planlama aşamasında gerçekçi görmediği hedeflerin konulmasına engel olmalıdır. Bir kişiye yapabileceğinden fazla görev verilmesine -o kişi istese bile- engel olmalıdır. Proje aşamalarının birbirine karışmasına engel olmalıdır.

Advertisements

Filed under: Daily

Epik Fragmanlar

Trailer’lar, Türkçesi ile fragmanlar, daha da Türkçesi ile tanıtma filmleri… Bazen biran önce bitsin de film başlasın dedirten, bazen film öncesi gürültü yapan seyirciyi hipnotize ederek susturan fragmanlar. Bazen bir filmi sırf fragmanı yüzünden gıcık kapar izlemezken, bazen 20-30 saniyelik bir teaser sizi belki de bir yıl sürecek bir bekleyişe sokar.

Bu yazıda şu ana kadar izleyip en çok beğendiğim 5 tane film fragmanını sizlerle paylaşacağım.

1) Sin City

Robert Rodriguez’in müthiş yönetmenlik yeteneği mi, ağızları açık bırakan kadrosu mu, Frank Miller’ın kendine has çizgileri mi, yoksa uzun bir sallantı döneminden sonra Bruce Willis’i yine karizma bir karaktere bürünmüş şekilde görmek mi… Hangisi bu fragmanı daha çok epik kılıyor bilemiyorum:

http://www.apple.com/trailers/miramax/sin_city/480_hartiganr_1.html

Not: Daha önce izlemediyseniz arkada çalan müziği öğrenmek isteyeceksiniz büyük ihtimalle: The Servant – Cells

2) Nochnoy dozor

Az önce izleyip de bu yazıyı yazmama vesile olan fragman. İngilizce adıyla Night Watch. Bir korku filminin trailer’ı ne kadar güzel olabilir ki? Sizi şöyle alalım:

http://www.youtube.com/watch?v=yMHQsjgQDrA

3) Star Wars: Episode I – The Phantom Menace

Fazla söze gerek yok. Onlarca senelik bekleyişin ardından gelen epik bir trailer. Sırf Liam Neeson’ın “Meet Obi-Wan Kenobi” deyişi bile epik olması için yeterli:

http://www.youtube.com/watch?v=WVFjIai0kHw

4) 300

Tarihi gerçekleri saptırıyor mu saptırmıyor mu tartışmalarını bir kenara koyarsak Zack Snyder’in şapka çıkartılacak yönetmenliği trailer’ı salyalarımız akarak izlememize neden oluyor. Fragmanı herhangi bir saniyesinde durdurun, çıkan görüntüyü çerçeveletip duvarınıza asın, öyle bir fragman bu. Ayrıca gürültü yapan bir seyirci kitlesini susturmanın en iyi yolu, perdeye bu 300 fragmanını yansıtmak:

http://www.apple.com/trailers/wb/300 (Trailer 1’e tıklayın)

5) Watchmen

İşte yönetmen Zack Snyder’in beni 1 yıllık bekleyişe sokan bir başka filmi:

http://www.apple.com/trailers/wb/watchmen (Trailer 1’e tıklayın)

Not: Arka planda çalan güzel müzik Smashing Pumpkins’e ait: The End Is the Beginning Is the End

Bonus: The Matrix

Bu da bonus olsun. Çok daha güzel olabilirdi, yine de epik olmayı hak edecek kadar güzel:

http://www.youtube.com/watch?v=UM5yepZ21pI

Filed under: Movies, ,

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sitelerinden biri böyle olmamalı

Hurriyet.com.tr’den bahsediyorum, Hürriyet gazetesinin internet sitesi. Aslında çok önceleri bu site böyle değildi. Son 2-3 yıldır (sanıyorum Fatih Çekirge yönetime geçtiğinden beri) bu site çok değişti. Tamamen reyting kaygısı ile haber yapan, insani duyguları istismar eden bir siteye dönüştü.

Bu yazımda bu sitenin kodlamasının ve tasarımının ne kadar kötü olduğunu bir kenara bırakacağım. İçerik ve bu içeriğin bize sunuluşu üzerine konuşacağım.

Bugün yaptıkları istismar en kötülerden biriydi. Bu tür bir veya birkaç istismar haberini her gün yaptığı için ilk olarak bu haberi anlatarak örnek vermeye çalışacağım. Uçağın içinden cep telefonu ile çekildiği belli olan belli belirsiz bir resim üzerine atılan manşet şu şekilde: “ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA (Düşen Uçaktan İlk Görüntüler)”. Uçak düşerken yolculardan birinin cep telefonu ile çektiği görüntüleri izleyeceğimiz hissine kapılıyoruz değil mi? Merak edip habere giriyoruz, haberin ilk cümlesi şu: “Amsterdam’da düşen THY uçağının, düştüğü andaki görüntüleri ortaya çıktı.”. Merakımız artıyor ve video bağlantısına tıklıyoruz. Bir de ne görelim, meğer uçak düştükten sonra uçağın içine ulaşmış kişilerden birinin çektiği görüntüler imiş. Uçağın içi de oldukça durgun, bütün video boyunca uzaktan (uçağın dışından) 1-2 çığlık diyebileceğimiz ses duyuyoruz, “çığlık çığlığa” dedikleri o yani. Hürriyet.com.tr’nin 10’a yakın aileye acı veren, Türkiye’yi yasa boğan bir olay üzerinden çıktığı reyting avına kurban gittiğimizi anlayıp siteyi sinirle terk ediyoruz…

Başka bir örnek. Başlık: “Brad Pitt’i kaçırdılar”. Bu video’yu daha önce izlediğimden dolayı hangi görüntülerden bahsettiklerini biliyordum, ancak bu iletiyi girmek için örnek toplamaya başladığımdan dolayı habere girip düşündüğüm şeyin doğru olduğunu teyit ettim. Habere giriyoruz ve bizi “Brad Pitt onlarca kişinin gözleri önünde önce laflı sataşmaya uğradı, sonra da kaçırıldı.” cümlesi karşılıyor. Hemen altında “İşte o anlar” diyerek bizi video’ya götüren bir bağlantı. Çoğu kişi zaten daha fazla beklemeyip bu bağlantıya tıklayıp, Hürriyet.com.tr’ye reyting kazandırma görevini yerine getirmiştir. Ancak haberin devamını da biraz okuyacaklar düşünülerek yalan haber bağlantının altında da devam ettirilmiş. Yani Brad Pitt gerçekten kaçırılmış gibi sunulmuş. Ta ki son cümleye kadar. Video’ya çoktan tıklamış olanlar zaten gördüler, biz de söyleyelim: Brad Pitt kaçırılıyor, ama olay aslında bir kamera şakasından ibaret, Brad Pitt de şakaya dahil (işbirlikçilerden yani). Zaten Brad Pitt’in de dahil olduğu bir kamera şakası yeterince ilgi çekiciyken, bir de olayı Brad Pitt’in kaçırılma haberine dönüştürmek neden? Amaç daha da fazla insanın ilgisini çekmek! İşte mişte olan kişiler vardır şaka izlemek istemezler aman onların da tıklamasını sağlayalım!

Bunun gibi çok fazla yalan haber yapıyorlar, mesela bir oyuncunun kanlar içindeki resmi üzerine “XXX İntihar Etti” yazısı, habere girince intihar gerçekmiş gibi iki paragraf anlatmalar ve en son cümlede herşeyin bir dizi sahnesi olduğunun ortaya çıkması!

Son bir örnek daha. Başlık şu şekilde: “Donup kaldılar”. Başlığın altında ise şöyle yazıyor: “Podyuma tamamen çıplak çıkan mankeni gören seyirciler donup kaldı.”. Bir modacının olabilecek en ileri derecede sürreal bir çalışma yaptığını düşünüp ayrıntı almak üzere habere giriyoruz. Habere şöyle bir göz gezdirdikten sonra resimlere geçiyoruz. Sanıyorum mankenin tamamen çıplak olmadığını gördüğümüzü söylememe gerek yok?

Sitenin çok fazla yer vermeye başladığı bazı tür haberler de sinir bozmaya başlamıştı ama sonuçta buna karışamayız, yayın politikasıdır, buna birşey diyemeyiz. Yalnız şöyle birşey diyebiliriz, insanı gördüğünde rahatsız edecek olan görüntüler neden bu kadar aleni şekilde verilir? Kopmuş bacaklar, doğuştan çok ender görünen bazı hastalıklara sahip olan kişilerin deforme olmuş vücudları, kafaya saplanmış bıçaklar vs… Bunun dışında rahatsız etmeyen bazı resimler neden mozaiklenir? Mesela mozaiklenmiş bir bayan resminin üzerine “Tuvalette sevgilisiyle yakalanan manken kimdi?” yazısı. Amaçlar belli, iğrenç görüntüler görmekten hoşlanan insanları gözlerini beslemek, meraklı insanları siteye çekmek, çoğu haberde de insanları birden fazla kez tıklamaya teşvik etmek.

Dediğim gibi Hürriyet.com.tr bu tür haberler yapmaya birkaç sene önce başladı. Ondan önce sık kullanılanlarımda bulunan ve benim de en çok ziyaret ettiğim sitelerden biriydi. Bir değil iki değil, her gün bu tür haberlerle karşılaşıp sinirim bozulmaya başladıkça, bir daha bu sitede hiçbir habere tıklamama sözü verdim (köşe yazarlarını okuduğum için hiç girmemezlik yapamıyordum). O günden beri köşe yazarlarını okumak dışında girmiyordum, ancak nadir de olsa girer girmez bazen manşetler yine ilgimi çekiyor ve benden tık alıyordu (sonu çoğu zaman yine sinir olma ile sonuçlanıyordu).

İlk zamanlar okur temsilcisine eposta gönderdim. Ertuğrul Özkök’e ise ulaşamadım (çoğu yazarın aksine kendisi eposta adresini vermiyor). Okur temsilcisinden cevap gelmedi. Yayında da iyi yönde herhangi bir değişim olmadı, aksine daha da kötüleşti. Benim için de bu site bitti. Dediğim gibi artık köşe yazarlarını okumak dışında siteye girmiyorum. Haber almak istediğimde başka birçok alternatiften birini seçiyorum. Ancak duyarlı davranmayan, tepkisini göstermeyen birçok kişi var ki bu site hala Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sitelerinden biri. Başlıkta da dediğim gibi Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sitelerinden biri böyle olmamalı…

Not: Buradaki eleştirilerim sadece Hürriyet’in internet sitesi ile ilgili, gazete ile ilgili değil.

Filed under: Internet,